Biri önümde, biri arkamda enkaz altında yardım istemişçesine telefonla konuşan iki kişi, kafalarını birbirine vursam ellerinden alıp sonra sarsam o helis kabloyu boyunlarına, ) verilen son nefesler ve kesilse sesleri aniden, çıkmasa bir daha, çok mutlu olur muydum diye düşündüm bir süre.
Bir filmin en gerilimli sahnesindeki müziği duydum bir yandan, sonra derin bir sessizliğin ardından gelen huzur ve bir miktar mutluluk.
Bir domatesinkini andıran renkleri çarptı gözüme, hiç kımıldamıyorlardı, ne bir karşı koyuş ne de bir haykırış.
Üzüldüm mü hallerine? Hayır. Ama sıkıldım, hem de çok.
Önce gevşettim kabloları, sonra ayırdım kafalarını birbirinden, baktım gözlerinin içine anladılar anlatmak istediklerimi, ikisi de, ve sustular. Huzur doldu yine her yanım.
Evet sessizliği seviyorum…