April 2012
1 post
December 2011
4 posts
Yeni blog yazım - Teşekkürler →
3 tags
Bu güne kadar aldığım en güzel doğum günü hediyesi
Bir zamanlar yazardım buralarda →
Yine yazmamam için de hiç bir sebep bulamadığıma göre, neden devam etmiyorum ki?
October 2011
3 posts
Istanbul Toy Museum →
September 2011
1 post
Pink Martini →
March 2011
1 post
Meksika Usulü Sıcak Çikolata (by Renkli Şeyler) →
canımı çektirdi akşam akşam
July 2010
1 post
Kulağıma fısıldadığından beri,
Sanki kutsal bir ilahi,
June 2010
1 post
Göbeğimle her yüzleştiğimde Saw 6 filmindeki o sahne canlanıyor zihnimde, adamın kırk yıllık kasap edasıyla göbeğinden parça parça yağ kestiği, bir hışımla gidiyorum mutfağa, alıyorum bıçağı elime ve bir dilim ekmek daha kesiyorum kendime.
Ne yapmalıyım doktor?
May 2010
2 posts
Tabelada ‘Ayak sesleriniz de olmasa varolmadığınıza sizi neredeyse inandıracak bakışlar sokağı.’ yazardı diyor İlhami Algör bir kitabında. Durdum ve düşündüm bu söz üzerine saatlerce, o bakışları üzerinde hissetmişliğin vermiş olduğu yalnızlığa küfrederek.
Ya cevap bulamadım sorularıma ya da bulduklarımla tatmin olmadım.
Sonuç olarak bir karar verdim ama;
Yalnızlık bitsin!
Bazıları benim korkunç bir kişi olduğumu düşünüyor! Hiç de bile! Bende bir çocuk...
– Stephen King (via aforizmal)
April 2010
9 posts
Buralar hep dutluktu...: talihim yok bahtım kara →
“iyi ki zihinleri göremiyoruz, içindekinden emin olamıyoruz” dıye düşündüğüm günlerden birine uyanacağımı hiç düşünmemiştim bu sabah. aksi gibi birçok işim de vardı. annem bugün yarım gün çalıştı haliyle de biriken işlerini yapmak için emir eri olarak beni seçti. güzel bir gün geçirdik kendisiyle….
Sch!
Biri önümde, biri arkamda enkaz altında yardım istemişçesine telefonla konuşan iki kişi, kafalarını birbirine vursam ellerinden alıp sonra sarsam o helis kabloyu boyunlarına, ) verilen son nefesler ve kesilse sesleri aniden, çıkmasa bir daha, çok mutlu olur muydum diye düşündüm bir süre.
Bir filmin en gerilimli sahnesindeki müziği duydum bir yandan, sonra derin bir sessizliğin ardından gelen...
Bir kaç günlük alışma tecrübelerinden anladığım kadarıyla gözlük takmanın en acımasız yanı veletlerce takılan dört göz lakabı olsa gerek.
Tamam belki de belli bir yaşın altındaki ergen kesim için en büyük sorun bu olabilir lakin dünyaya iki çerçeve arasından bakmak hiç hoş bir deneyim değil. Görüş açısının azalması burnunun üzerindeki ağırlık, yukarı/aşağı, sola/sağa baktığında karşılaştığın...
Bir Rüyaydı Sanki...
Sabah uyandığımda kolumun kesilmiş olduğunu gördüm, hayır rüya da değildi sağ kolum yoktu yerinde ve beynim doğrulayamıyordu varlığını. Sonra buldum onu ama ölmüştü ve beynimle arasındaki iletişim kopmuşçasına hareketsiz şekilde duruyordu. Diğer elimle tuttum onu ama hissetmiyordu kaldırdım bıraktım, düştü. Yoksa bu bir rüya mıydı? Değildi kuşkusuz ama gerçek olmasını da istemiyordum, sonra...
Telesekretere Konuşamayanlardanım! →
March 2010
28 posts
Twitter’da Yedek Alma ve Tüm Tweetleri Silme →
Requiem For A Dream →
Araf! →
Bir kahve ayıltır seni şekersiz ve sade,
Bir kahve uçurur seni hiç olmadığın yerlere…
Bugün benim yoğun günüm. Hem mayhoşum hem hastayım. Bir kar kulubesi üstünde, çikolatalı pastayım.
Kadınım →
Mart ayı, dert ayı! →
İyilik, sempatiden doğmuş bir aşktan başka bir şey değildir.
– Barunch Spinoza